İLİŞKİ REZONANSI
İlişkide Yakınlık, Kendinden Vazgeçmek Değildir
Birlikte kalabilmek için sürekli susuyorsan, ilişkinin içinde kendine ne kadar yer bıraktığına bakmanın zamanı olabilir.
Goldkozmos, Özge Batıgün tarafından kurulan kozmik enerji ve kişisel gelişim platformudur. Kurucuyu ve yaklaşımımızı tanı →
Bir ilişkide bazen büyük bir sorun yaşanmaz. Söylenmemiş küçük cümleler birikir. Gitmek istemediğin bir yere gidersin, dinlenmek istediğin akşam bir planı kabul edersin, kırıldığında konuyu açmazsın. Her seferinde kendine aynı açıklamayı yaparsın: Şimdi huzur kaçmasın. Fakat bir süre sonra korunmaya çalışılan huzurun içinde senin sesin pek duyulmaz. Yan yana durursunuz, hayat devam eder; yine de aranızdaki yakınlıkta kendine ait bir yer bulmak zorlaşır.
İlişki rezonansı dediğimde, iki kişinin arasında ölçülebilen bir frekanstan söz etmiyorum. Birbirlerine nasıl karşılık verdiklerini, hangi duygunun tekrarlandığını ve hangi davranışın o duyguyu büyüttüğünü düşünmek için bu sözcüğü kullanıyorum. Biri geri çekildiğinde diğeri daha çok açıklama yapmaya başlıyor olabilir. Birinin susması, ötekinin sesini yükseltmesine yol açabilir. Burada yalnızca kimin haklı olduğunu aramak yerine, aranızda nasıl bir döngü oluştuğuna bakmak daha fazla şey gösterebilir.
Örneğin birlikte geçireceğiniz zamanı konuşurken yine tartıştığınızı düşün. Görünürde konu bir akşam yemeğidir. Senin için ise belki önemsenmek, karşı taraf için kendi zamanına sahip çıkmaktır. Bu ihtiyaçları birbirinizin niyetini tahmin ederek anlatmaya çalıştığınızda konuşma kolayca suçlamaya dönebilir. “Beni hiç düşünmüyorsun” demekle “Plan değişince kendimi geri planda hissediyorum; değişikliği önceden konuşmaya ihtiyacım var” demek aynı kapıyı açmaz. İkinci cümle, yaşadığın durumu ve ihtiyacını daha görünür kılar.
Ben böyle bir durumda önce söylemek istediğim şeyi kendi içimde ayırmaya çalışırım: Ne oldu, ben ne hissettim, şimdi ne istiyorum? Bunları birbirine karıştırmadan yazmak, konuşmaya hazırlanmak için küçük bir alan açar. Sonra karşımdaki kişiden her şeyi hemen anlamasını beklemek yerine somut bir rica kurarım. Birlikte bir zaman belirlemek, konuşmayı bölmeden dinlemek ya da karar vermeden önce haberleşmek gibi. Yakınlık bazen etkileyici sözlerden çok, bu küçük anlaşmaların tutulduğu yerde büyür.
Sınır koymak da bu anlaşmaların bir parçasıdır. Bir konuşmaya o an devam edemediğini söyleyebilirsin. Yalnız kalmak istediğin akşamı koruyabilirsin. Fakat sınır, karşı tarafı cezalandırmak için ortadan kaybolmak değildir. Mümkünse neye ihtiyacın olduğunu ve yeniden ne zaman konuşabileceğini belirtmek, kendi alanını korurken ilişkinin bağını da gözetir. Aynı özeni karşı tarafın sınırları için göstermek gerekir; iki kişinin ihtiyacı her zaman aynı anda aynı olmayabilir.
Elbette açık konuşmak, her ilişkinin düzeleceği anlamına gelmez. Bir ihtiyacın sürekli küçümseniyorsa, anlaşmalar yalnızca tek tarafın çabasıyla ayakta duruyorsa bunu da görmek gerekir. Bazen ilişkiyi anlamak, onu sürdürmek için daha çok çalışmak kadar, sana ne sunduğunu dürüstçe değerlendirmektir. Kendine şu soruyla başlayabilirsin: Bu ilişkinin huzuru içinde benim de bir sesim var mı? Yanıtı bir anda bulmak zorunda değilsin. Önce küçük bir cümlene yer aç; o cümlenin nasıl karşılandığına dikkat et.
Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yap. Giriş yap

KEŞİFTEN KENDİ YOLCULUĞUNA
Kendine bir çalışma alanı aç.
Semboller üzerine düşünmek, kendini tanıma yolculuğunun bir başlangıcı olabilir. Kozmik enerji yaklaşımımızı tanı, kişisel gelişim ve birebir çalışma seçeneklerini kendi ihtiyacına göre incele.