Deneyimini iyileştirmemize yardımcı olur musun?

İzninle ziyaretleri ve çalışma bağlantılarına tıklamaları ölçüyoruz. Gizlilik bilgileri

SPİRİTÜEL STOA

İnsan Bazen Kaybolmaz, Sadece Kendinden Uzaklaşır

İnsanın hayatın içinde kaybolduğunu sandığı anlarda aslında kendi sesinden, sınırlarından ve seçimlerinden nasıl uzaklaşabildiğini anlatan bir yazı.

Goldkozmos Editoryal7 Dakika okuma

Goldkozmos, Özge Batıgün tarafından kurulan kozmik enerji ve kişisel gelişim platformudur. Kurucuyu ve yaklaşımımızı tanı →

İnsan bazen hayatının içinde kaybolduğunu düşünür. Ne yapması gerektiğini bilmediği, hangi yolu seçerse seçsin içinde bir şeylerin eksik kalacağı hissine kapıldığı dönemler olur. Sabah aynı evde uyanır, aynı aynaya bakar, aynı insanlarla konuşur ama sanki kendi hayatına dışarıdan bakıyormuş gibi hisseder. Her şey tanıdıktır ama hiçbir şey eskisi kadar yakın değildir. Çoğu zaman böyle zamanlarda hayatı değiştirmek isteriz. Başka bir şehir, başka bir ilişki, başka bir iş, başka bir çevre… İçimizdeki huzursuzluğun dışarıdaki bir şey yüzünden oluştuğuna inanmak daha kolay gelir. Oysa bazen değiştirmek istediğimiz hayat değil, o hayatın içinde uzun zamandır susturduğumuz kendimizdir. İnsan kendisinden bir anda uzaklaşmaz. Bu mesafe yavaş yavaş oluşur. Önce istemediği bir şeye “tamam” der. Sonra kırıldığı bir yerde susar. Birinin sevgisini kaybetmemek için kendi sınırından biraz vazgeçer. Ardından herkesin ondan beklediği kişiye dönüşmeye çalışırken kendi beklentilerini erteler. Bunların hiçbiri o anda büyük görünmez. İnsan zaten çoğu zaman kendisini büyük kararlarla değil, küçük vazgeçişlerle kaybeder.

Bir süre sonra neyi gerçekten istediğini ayırt etmek zorlaşır. Sevdiğin şeyleri mi yapıyorsun, yoksa sevilmek için öğrendiğin şeyleri mi? O ilişkiyi gerçekten istiyor musun, yoksa yalnız kalmaktan mı korkuyorsun? O hayat sana mı ait, yoksa yıllardır sana doğru hayatın böyle olması gerektiği mi anlatıldı? İnsan kendi cevaplarından uzaklaştığında dışarıdan gelen cevaplara daha fazla ihtiyaç duymaya başlıyor. Birileri ona ne yapması gerektiğini söylesin istiyor. Bir işaret arıyor, bir denk gelişin peşine düşüyor, gördüğü bir sayıya, duyduğu bir cümleye, karşısına çıkan bir insana gereğinden fazla anlam yükleyebiliyor. Çünkü insan kendi sesini duyamadığında dünyanın ona bir şey söylemesini bekliyor. Spiritüel düşüncede işaretlerden, enerjiden, akıştan sıkça bahsedilir ama belki de insanın en önemli işareti kendi içinde tekrar tekrar ortaya çıkan o rahatsızlıktır. Sürekli bastırdığı bir duygu, gitmek istemediği halde kaldığı bir yer, her karşılaşmada yeniden açılan aynı yara… Bunların her birini kaderin gizemli dili gibi görmek yerine, bazen kendimizi daha yakından dinlemek gerekir. Çünkü hayatın bize ne anlattığını anlamaya çalışırken kendimizin ne söylediğini kaçırabiliyoruz.

Stoa felsefesi insana dışarıdaki dünyayı tamamen yönetemeyeceğini hatırlatır. İnsanların davranışlarını, zamanın akışını, kayıpları, tesadüfleri, başkalarının fikirlerini ve hayatın getireceği her sonucu kontrol etmek mümkün değildir. Fakat insanın kendi tutumu, kendi seçimi, kendi sınırı ve kendi davranışı hâlâ ona aittir. Belki de bu yüzden insanın kendine dönüşü, hayatındaki her şeyi değiştirmekle başlamaz. Önce neyin gerçekten kendisine ait olduğunu fark etmekle başlar. Başkasının öfkesini taşımamayı öğrenmek, birinin gitmesini kendi değersizliğinin kanıtı gibi görmemek, geçmişte yaptığı bir hatayı ömür boyu kendisini cezalandırmak için kullanmamak… Bunlar dışarıdan küçük görünen ama insanın iç dünyasında büyük kapılar açan şeylerdir. Çünkü kendine dönmek, kusursuz bir insan haline gelmek değildir. Tam tersine, kendinle ilgili görmek istemediğin şeyleri de görebilmektir. Kıskançlığını, korkunu, öfkeni, onay ihtiyacını, terk edilme endişeni, kontrol etme isteğini… İnsan kendi karanlık taraflarını reddettikçe onların etkisinden kurtulmaz. Sadece onları fark etmeden yaşamaya devam eder.

Belki de spiritüel gelişim denilen şey sürekli daha yüksek bir yerde olmaya çalışmak değildir. Her sabah iyi hissetmek, her olayda olumlu bir anlam bulmak, bütün insanları affetmek ya da yaşanan her şeyi güzel bir ders haline getirmek zorunda değiliz. Bazı şeyler canımızı yakar ve bunun daha süslü bir açıklamaya ihtiyacı yoktur. Bazen bir kayıp yalnızca kayıptır. Bir ihanet yalnızca ihanettir. Bir hayal kırıklığı, üzerinden hemen anlam çıkarmamız gereken bir sınav değildir. İnsan bazı şeylerin içinden güçlü çıkmaz; bazen sadece çıkar. Bir süre yorgun olur, kafası karışır, eskisi kadar kolay inanamaz. Fakat zamanla o yaşanan şeyin kendisinden çok, onunla ne yaptığı önem kazanmaya başlar. Çünkü başımıza gelen her şeyi seçemeyiz ama yaşadıklarımızın hayatımızdaki son söz olmasına izin verip vermeyeceğimiz konusunda düşündüğümüzden daha fazla söz hakkımız vardır.

Belki de kendine dönmek tam olarak burada başlıyor. Hayatın senden aldığı şeyleri saymayı bıraktığın yerde değil, onların arasında hâlâ sana ait kalan şeyi fark ettiğin yerde. Bir insan gidebilir ama sen kendine nasıl davranacağını seçebilirsin. Bir plan bozulabilir ama yeniden ne kuracağını seçebilirsin. Geçmiş değişmez ama geçmişin bugünkü hayatındaki yerini değiştirebilirsin. İnsanların seni nasıl gördüğünü tamamen kontrol edemezsin ama onların bakışını kendi gerçeğin haline getirmek zorunda değilsin. Belki özgürlük, hayatın tam olarak istediğin gibi olması değildir. Hayat istediğin gibi olmadığında bile kendinden vazgeçmemeyi öğrenmektir. İnsan bazen kaybolduğunu sanır ama aslında yalnızca çok uzun zamandır kendi sesinden uzak yaşamıştır. Ve belki de dönüş yolu sandığımız kadar uzak değildir. Bazen yalnızca kendine dürüstçe soracağın tek bir soruyla başlar: Ben bütün bunların içinde ne zamandır kendimi duymuyorum?

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yap. Giriş yap

KEŞİFTEN KENDİ YOLCULUĞUNA

Kendine bir çalışma alanı aç.

Semboller üzerine düşünmek, kendini tanıma yolculuğunun bir başlangıcı olabilir. Kozmik enerji yaklaşımımızı tanı, kişisel gelişim ve birebir çalışma seçeneklerini kendi ihtiyacına göre incele.

OKUMAYA DEVAM ET

Bir sonraki keşfin

İLİŞKİ REZONANSI

İlişkide Yakınlık, Kendinden Vazgeçmek Değildir

Birlikte kalabilmek için sürekli susuyorsan, ilişkinin içinde kendine ne kadar yer bıraktığına bakmanın zamanı olabilir.

Yazıyı oku ↗
AŞK · İLİŞKİ REZONANSI

Aşkta Çekimin Yanında Güvene de Yer Açmak

Heyecan duyduğun bir bağın içinde rahat da hissediyor musun? Aşka yaklaşırken çekimi, beklentiyi ve güveni birlikte düşünmek.

Yazıyı oku ↗
KENDİLİK REZONANSI

Kendine Dönmek Küçük Seçimlerle Başlar

Herkese yetişirken kendi ihtiyacını ertelemek üzerine: iç sesini duymak ve günlük hayatında ona küçük bir yer açmak.

Yazıyı oku ↗