Deneyimini iyileştirmemize yardımcı olur musun?

İzninle ziyaretleri ve çalışma bağlantılarına tıklamaları ölçüyoruz. Gizlilik bilgileri

GOLDKOZMOS GÜNLÜĞÜ

Her Şeyi Aynı Anda Taşımak Zorunda Değilim

Üretkenlik, zihinsel yük, kendine yetişme baskısı ve bazen birazını yere bırakabilmenin neden gelişimin bir parçası olduğunu anlatan kişisel bir düşünce notu.

Goldkozmos Editoryal5 Dakika okuma

Goldkozmos, Özge Batıgün tarafından kurulan kozmik enerji ve kişisel gelişim platformudur. Kurucuyu ve yaklaşımımızı tanı →

Son zamanlarda kendimde sık sık fark ettiğim bir şey var: Aynı anda çok fazla şeyi düşünmeye çalışıyorum. Bir iş yaparken diğerini düşünüyorum, birini tamamlarken aklım çoktan sıradakine geçiyor. Gün içinde aslında birçok şey yapmış olsam bile akşam olduğunda zihnim hâlâ “daha ne kaldı?” diye soruyor. Eskiden bunu üretkenlik sanıyordum. Bir şeylerle sürekli ilgilenmek, hep bir sonraki adımı düşünmek, boş durmamak bana çalışkanlık gibi geliyordu. Şimdi ise bazı günler bunun üretkenlikten çok zihinsel bir koşu hali olduğunu fark ediyorum. İnsan fiziksel olarak aynı yerde dururken bile kendi kafasının içinde saatlerce koşabiliyor.

Geçenlerde yine böyle bir gün geçirdim. Yapmam gereken işler vardı ve hepsinin aynı gün tamamlanmasını istiyordum. Birine başladım, diğerini düşündüm. Öbürüne geçtim, ilkini yarım bıraktığım için huzursuz oldum. Günün sonunda aslında düşündüğümden çok daha fazla şey yapmıştım ama içimde hâlâ “yetmedi” hissi vardı. O an durup şunu düşündüm: Ben gerçekten yapılacak işlerden mi yoruluyorum, yoksa sürekli kendime yetişemediğimi söylemekten mi? Çünkü bazen insanın üzerinde baskı kuran şey dışarıdaki yoğunluk değil, kendi içinde kullandığı dil oluyor.

Bunu fark ettiğimden beri üretkenliğe biraz daha farklı bakmaya çalışıyorum. Her gün aynı tempoda olmak zorunda değilim. Bazı günler çok şey yapabilirim, bazı günler daha az. Bunun karakterimle, değerimle ya da disiplinimle doğrudan bir ilgisi yok. İnsan bazen gerçekten yorulur. Bazen zihni doludur. Bazen bir işi yapmak için gereken enerji o gün yoktur. Bunları kabul etmek bana tembellik gibi gelmiyor artık. Tam tersine, kendi kapasitemi daha gerçekçi görmek gibi geliyor.

Sanırım uzun süre “her şeyi halledeyim, sonra rahatlarım” düşüncesiyle yaşadım. Fakat hayat öyle işlemiyor. Bir şey bitiyor, başka bir şey başlıyor. Bir problem çözülüyor, yenisi çıkıyor. Bir dönem kapanıyor, başka bir dönem açılıyor. Her şeyin tamamen sakinleşeceği, bütün işlerin biteceği ve sonunda rahat rahat yaşayacağımız kusursuz bir gün yok. Bunu kabullenmek bana garip biçimde iyi geldi. Çünkü rahatlamayı sürekli geleceğe ertelediğinde, bugünün içinde hiç dinlenemiyorsun.

Şimdi kendime daha çok şunu hatırlatıyorum: Bugün yapabildiğim şey, bugün için yeterli olabilir. Bu cümle bana hâlâ zaman zaman fazla rahat geliyor çünkü içimde sürekli daha fazlasını isteyen bir taraf var. Ama belki mesele onu tamamen susturmak değil. Ne zaman konuştuğunu fark etmek. Gerçekten daha fazlasını yapabilecek halde miyim, yoksa sadece kendime alıştığım baskıyı mı kuruyorum? Bu ikisini ayırmak benim için önemli hale geldi.

Bence insan kendisini geliştirmeye çalışırken bazen kendisiyle olan ilişkisini unutabiliyor. Daha disiplinli olayım, daha sakin olayım, daha başarılı olayım, daha doğru kararlar vereyim derken kendimizi sürekli düzeltilmesi gereken bir proje gibi görmeye başlıyoruz. Oysa kendimizi tanımak yalnızca eksik yanlarımızı bulmak değil. Nerede kendimize gereksiz yük bindirdiğimizi de görebilmek.

Ben şu sıralar bunu öğreniyorum. Her şeyi aynı anda taşımak zorunda değilim. Bir işi yarına bırakmak hayatımın dağıldığı anlamına gelmiyor. Bir gün daha az üretmek geriye gittiğim anlamına gelmiyor. Ve belki en önemlisi, kendime verdiğim değeri o gün kaç maddeyi tamamladığıma göre belirlememem gerekiyor.

Bazen gelişim daha fazlasını yapmak değil, kendine gereksiz yere yüklediğin şeyi fark edip birazını yere bırakabilmekmiş. Benim bu ara en çok düşündüğüm şey bu.

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yap. Giriş yap

KEŞİFTEN KENDİ YOLCULUĞUNA

Kendine bir çalışma alanı aç.

Semboller üzerine düşünmek, kendini tanıma yolculuğunun bir başlangıcı olabilir. Kozmik enerji yaklaşımımızı tanı, kişisel gelişim ve birebir çalışma seçeneklerini kendi ihtiyacına göre incele.

OKUMAYA DEVAM ET

Bir sonraki keşfin

İLİŞKİ REZONANSI

İlişkide Yakınlık, Kendinden Vazgeçmek Değildir

Birlikte kalabilmek için sürekli susuyorsan, ilişkinin içinde kendine ne kadar yer bıraktığına bakmanın zamanı olabilir.

Yazıyı oku ↗
AŞK · İLİŞKİ REZONANSI

Aşkta Çekimin Yanında Güvene de Yer Açmak

Heyecan duyduğun bir bağın içinde rahat da hissediyor musun? Aşka yaklaşırken çekimi, beklentiyi ve güveni birlikte düşünmek.

Yazıyı oku ↗
KENDİLİK REZONANSI

Kendine Dönmek Küçük Seçimlerle Başlar

Herkese yetişirken kendi ihtiyacını ertelemek üzerine: iç sesini duymak ve günlük hayatında ona küçük bir yer açmak.

Yazıyı oku ↗